Alamut'un Efendisi

Hasan Sabbah yalçın dağın tepesinde bir adam..
Kartal yuvası bir kalede oturuyor Alamut Kalesinde..
Krallıkları deviren ,adalet dağıtan ,dehşet saçan bi adam , o zamanın Selçuklu Sultanı Selahaddin, Hasan Sabbahın peşine kelle avcılarını göndermiş.
Hasan Sabbahın kellesini istemiş.
Gel zaman git zaman Hasan Sabbahın elçisi sultana gitmiş saraya ..Elçi gelmiş, demiş ki sultana bi lafımız olucak..sultan buyur söyle demiş.
Elçi bakmış şöyle demişki bu kalabalık olmaz.
Sultan kalabalığı göndermiş. Elçi demişki. bu korumalarda gitsin..lafım sana demiş.
sultan iyice merak etmiş.korumalarıda göndermiş.o zaman Elçi sultanın yanındaki iki koruman köleye bakmış.demişki..onları da gönder.
Sultan demiş ki..onları göndermem..onlar benim oğullarım en çok onlara güvenirim..biz üçümüz bir kişiyiz demiş.
hadi söyle veyahutta git..
o zaman elçi o iki kölemen korumaya dönmüş demişki size kılıçlarınızı çekin ve hükümdara kıyın desem ne yaparsınız? iki adam teredddüt bile etmemiş.emrin olur demiş.
bunun üzerine elçi arkasına bile bakmadan çekip gitmiş.
ertasi gün Sultan Selahaddin Hasan Sabbahın peşine gönderdiği kelle avcılarını geri çağırmış.
Edebiyatın "oyun"cu yüzü: Oulipo
Bir kitap okurken kitabın akışına dair senaryolar üretmek, kendimizi kitaptaki karakterlerin yerine koyup anlatılan öyküdeki durumlarla nasıl başa çıkacağımızı düşünmek ve hatta kitabı bir süreliğine kapatıp kaldığımız noktadan itibaren yeni kurgular oluşturmak kitap okuma zevkimizi arttırabilir. Bunları, bize herhangi bir öykü aktaran her türlü edebiyat eserinde yapabiliriz. Romanlar ve hikâye kitapları kurguya dayalı yapıları nedeniyle her zaman "oyuncu" bir yöne sahiptir; yani edebiyat, oyun öğeleri de içerir. Zaten her kurgu bir oyun değil midir? Fakat bazı yazarlar bunun da ötesine geçip bize hem daha karmaşık hem de okurken çok zevk alacağımız eserler sunmuş.
Hayata Başka Bir Biçimde Bakmak
Resimden fotoğrafa, şiirden romana sanatın hemen her dalıyla ilgilenen John Berger, okuruna açtığı yeni kapılarla 20. yüzyılın ve günümüzün yaşayan en etkili sanat eleştirmenlerinden, entelektüellerinden birisi. Hayata başka gözlerle bakmanın da mümkün olduğunu ortaya koyan kitapları, gündelik koşturmaca içinde gözümüzden kaçan pek çok şeyin arkasında yatan zenginliği açığa çıkarıyor.
Nobelli asi yazar: William Faulkner
Tam adı William Cuthbert Faulkner (25 Eylül 1897 – 6 Temmuz 1962) olan ünlü ve Nobel ödüllü yazar, Mississippi eyaletinin New Albany kasabasında doğmuştur. Orijinal soyadında “u” harfi yoktur; nedendir bilinmez, bunu sonradan kendisi eklemiştir. Büyükbabası Albay William Clark Falkner, Mississippi tarihine şekil veren önemli karakterlerden biridir ve edebiyatla da aktif şekilde ilgili olmasından ötürü torunu için kayda değer bir rol modelidir. Zira Faulkner çok iyi bir eğitim alamamış, ancak özellikle klasikleri okuyarak kendisini çok geliştirmiştir.
Doğduğu yer, Amerika’nın güneyinde yer alır. İklim ve coğrafyasından çok etkilendiği bu yer, Faulkner’a siyah ve beyaz ırk arasındaki ilişkiler, güneyli insanların karakter yapısı ve mizah anlayışı hakkında önemli bir altyapı kazandırmış ve bunun etkisi eserlerinde açıkça sezilmiştir. Güney Amerika’da yaşayan, sosyal statüsü düşük insanların hikâyeleri, onun kitaplarında kendine sıkça yer bulmuştur. Kendisi de Mississippi için bir simge haline gelmişse de 1925 yılında ilk romanı “Soldier’s Pay”i yazdığında yaşadığı yer New Orleans’tır.


RSS